|
NATO uçakları, son Sırbistan lideri Slobodan Milosevic'in uyguladığı on senelik baskısının ardından kurulan, Kosova Kurtuluş Ordusu (KLA) ile etkin bir şekilde işbirliği yapmıştı. Seçimler, son sekiz senedir BM gözetimi altında olan Kosova'nın bağımsızlığını ilan edeceğine dair beklentiler arasında gerçekleşiyor. Şu ana kadar yapılan statü görüşmeleri bir sonuca ulaşamadı. Uluslararası temsilcilerin Kosova'nın statüsüne ilişkin tartışmaları çözme çabaları hakkındaki raporları BM'ye iletmesi gereken son tarih olan 10 Aralık'tan sonra, Kosova'nın şubat ayında resmi olarak Belgrad'la bağlarını koparması bekleniyor.
Halihazırda başbakan ve KKO'nun eski kurmay başkanı olan Agim Ceku, bu çözümsüzlük hakkında dün Wall Street Journal için yaptığı, son derece iyimser bir yaklaşım olarak görülen bir yorumda, müzakerelerin sona ermesinin "bağımsızlığın olumlu ve ortak ilanı ve uluslararası topluluğun Kosova'yı hemen tanıması için bir atmosfer" oluşturacağını söyledi. Belgrad, yüzde doksanı Arnavut olan, 2 milyon nüfuslu bir topluluğa karşı misilleme yapmak için güç kullanmayacağını açıkladı. Ancak sınırları kapatmak ve ticaret mallarının Kosova'ya girmesini engellemek gibi cezalandırıcı ekonomik tedbirlerle, Kosova için hayatı elinden geldiğince zorlaştıracağına dair tehditlerde bulundu.
Rusya, ABD ve AB himayesindeki müzakereler esnasında, Belgrad, Hong Kong modeline dayalı "özerkliğin ötesinde, bağımsızlığın gerisinde" formülünü öne sürdü. Bu plan, Kosova'nın Hong Kong gibi kendi ekonomisini yönetmesini, kendi hukuk sistemine, para birimine ve polis gücüne sahip olmasını, ancak Sırbistan'ın bir parçası olarak kalmasını öngörüyor. Bağımsızlık haricinde başka hiçbir şey Kosovalıları tatmin etmeyecektir. Zaten daha az bir kazanım, siyasetçileri için politik bir intihar olacaktır. Aslına bakılırsa, yarınki seçimlerde yer almayacak olan Ceku'nun güvenilirliği, kötü bir biçimde sarsılmış durumda. Zaten bu durum, senenin başında kaçınılmaz bir akıbet olarak görülüyordu. Ceku, ABD'ye çok fazla güvenmekle suçlanıyor.
Kosova konusunda AB ikiye bölünmüş durumda. Bir tarafta Birleşik Krallık gibi bağımsızlığı destekleyenler; diğer tarafta da kendi ayrılıkçı sorununa sahip İspanya gibi bağımsızlığı desteklemeyenler var. AB için, Kosova kendi kapısının eşiğinde bekleyen büyük bir sorun. Siyasi olarak belirsizlik içinde tutulmaktan bıkan Kosovalıların, gittikçe işgalci bir kuvvet gibi görülmeye başlayan, 16.000 askerlik NATO gücüne ve diğer "uluslararası unsurlara" karşı çıkacağından ve Batı Balkanların geri kalan kısmına istikrarsızlığın yayılacağından korkuluyor. Avrupa genişlemesine ilişkin kısa bir süre önce yayınladığı raporda, Avrupa Komisyonu, Kosova'nın pek de iç açıcı olmayan bir değerlendirmesini sundu. Belgrad, Sırp azınlığa siyasi olarak ilişkilerini kesme konusunda bir süredir baskı uyguladığı gibi, bu insanların içinde bulunduğu kötü durum için bazı sorumlulukları üzerine almalı. Kosova'da BM geçici yönetim misyonunu yöneten Alman diplomat Joachim Ruecker, dün yaptığı açıklamada, "Kosova Sırp topluluğu üzerinde seçimlere katılmamaları konusunda aşırı bir baskı uygulandı." diyerek endişelerini dile getirdi.
Kosovalı Sırplar, Belgrad'ın teşvikiyle, Kosova'daki Arnavut yetkililerin meşruiyetini sarsmak için art niyetli bir girişimin sonucu olarak sandık başına gittikleri 2001 yılındaki seçim hariç, 1999'dan beri yerel ve genel seçimleri boykot ediyor. Kosova'daki bazı Arnavutlar, vaat edilen bağımsızlığın sürekli ellerinden alınmaya devam edilmesi halinde, kendi küçük topraklarının "Balkanlar'ın Gazze'si" olacağını ifade ediyor. Eski gerilla komutanı Haşim Taci ve muhalefet partisi, Kosova Demokratik Partisi, kamuoyu yoklamalarında az bir farkla lider. Eğer beklendiği gibi, Ceku'nun yerini alırsa, bağımsızlık talepleri çok daha yüksek bir sesle dile getirilecek gibi görünüyor.
The Guardian, 16 Kasım 2007 |